Board Supplement’lar nasıl uygulanmalı?

Merhaba Arkadaşlar,

Daha önceki derslerimizde Pazarlama karması denilince akla gelen ilk şeyin 4P olduğunu ve bunun dünyada pazarlama denilince ilk akla gelen isim olan Philip Kotler tarafından literatüre kazandırıldığını “4P” adını Ürün (Product), Fiyat (Price), Dağıtım (Place), Tutundurma (Promotion) aldığını anlatmıştık. (Aslında hiç anlatmadım)

Üniversitede eğer pazarlama dersi aldıysanız. Yukarıda ki konuyu mutlaka hatırlarsınız. (Yrd Doç Serdar Tetik ve Prof Dr Hasan Tekelioğlu’nun kulaklarını çınlatmış olalım.)

Pazarlama müşterilerin gereksinimlerini ve beklentilerini anlama ve bu çerçevede hizmetlerin nasıl tasarlanıp sunulabileceğini planlama işlemidir. Pazarlamanın tanımına başlarken önce bir ürün ortaya koymalıyız sonra bu ürünü piyasa şartlarına göre fiyatlandırmalı daha sonra tüketiciye ulaştırmalı ve son olarak da piyasada ürünümüzü tutundurmayı sağlamalıyız.

Ürün farklılaştırması, bir ürünün daha çok piyasadaki ömrünü uzatmak amacıyla fonksiyonlarında, dış görünüşünde, isminde veya logosunda, kısacası fiziki görünüşünde meydana getirilen değişiklik olarak tanımlanabilir. Peki neden?

Ürün farklılaştırmasının altında yatan temel neden aslında biraz önceki tanımın içerisinde mevcut. “…bir ürünün piyasadaki ömrünü uzatmak…”. 

Ürün, piyasada (pazarda) devamlılığını sağlamak mecburiyetindedir. Bunun için hedef kitlenin nitelikleri ve istekleri doğrultusunda, belli başlı kararlar alıp uygulamaya koyarak, bunu gerçekleştirebilir ya da gerçekleştirme yolunda büyük veya küçük bir adım atabilir.

Farklılaştırmayı farklı kılan, farklı olmasıdır.

Yukarıdaki tanımlar genel pazarlama için uygundur. Turizm sektöründe özellikle turistik tesislerde ise iş biraz daha değişiyor. Sonuçta turistik tesisin ürünü temelde odadır. Yeme içme eğlenme ise yan hizmetleridir.

Peki metrekaresi, mobilyası yani fiziksel özellikleri aynı olan bir ürünü nasıl farklılaştırabilirsiniz? Odaların diğer özelliklerine bakarsınız. Manzarasına, binadaki konumuna vs. Böylece aynı odayı farklı fiyatlarda örneğin Double Standard Seaview, Double Standard Lateral Seaview, Double Standard Pool View olarak pazarlarsınız. Yada odada kalacak kişi sayılarına göre farklılaştırırsınız. Aynı odayı Double Standard, Single Standard, Triple Standard olarak farklı fiyatlara satarsınız.

Ürün farklılaştırmanın bir nedenide müşterilerin beklentisine uygun odayı yaratmaktır. Bu noktada yapılan ürün farklılaştırma stratejilerinden biride farklı pansiyon tiplerinin uygulanmasıdır. Yani aynı odayı bu Double Standard – Bed & Breakfast ve Double Standard – Half Board olarak iki farklı oda gibi iki farklı fiyata satarsınız. Misafiride böylece kullanmayacağı bir akşam yemeğinin parasını ödemekten kurtarırsınız. Misafir için daha cazip bir seçenek sunarsınız.

Bu yazımda anlatmak istediğim board supplementların nasıl uygulanacağına karar vermenizde yardımcı olmak. Çünkü board supplement uygularken zarar etme veya yüksek fiyatlama ihtimaliniz var.

İki şekilde board supplement uygulaması var;

1- Oda tipi olarak ile fiyat üretmek

2- Board supplement ile fiyat üretmek

Oda tipi olarak oda üretmek; Bu uygulamada board supplementları oda fiyatının üzerine eklenerek farklı bir oda tipi üretilir.

01.04.16 – 30.04.16 01.05.16 – 31.05.16 01.06.16 – 30.06.16 01.07.16 – 31.07.16 01.08.16 – 31.08.16
Double Standard BB pp 30,00 40,00 50,00 60,00 70,00
Double Standard HB pp 40,00 50,00 60,00 70,00 80,00
Single supp. %50 %50 %50 %50 %50
Triple supp. %70 %70 %70 %70 %70

Yukarıdaki örnekten anlıyoruz ki otelin yarım pansiyon supplement fiyatı olan 10,00 lirayı kişi başı fiyatların üzerine ekleyerek farklı bir oda tipi oluşturmuş. Şimdi uygulama şeklinin hesaplamalarını analiz edelim;

Her iki board’da nisan ayında 7 günlük konaklama fiyatlarını karşılaştıralım;

1 kişi Double Standard BB = 30,00TL x 7 gün x 1,5 kişi = 315,00 TL

1 kişi Double Standard HB = 40,00TL x 7 gün x 1,5 kişi = 420,00 TL

1 Kişi konakladığında ödemesi gereken günlük 10,00TL yarım pansiyon farkı 7  günde 70,00TL olması gerekirken 105,TL olmuştur. Misafir akşam yemeğinde 1 kişilik yemek tüketmiştir ama ondan 1,5 kişilik yemek ücreti alınmıştır.

3 kişi Double Standard BB = 30,00TL x 7 gün x 2,7 kişi = 567,00TL

3 kişi Double Standard HB = 40,00TL x 7 gün x 2,7 kişi = 756,00TL

Bu örnektede 3ncü yetişkin tam ödemesi gerekirken  supplement’ın %70’ini ödemektedir.

Sonuç : Oda tipi olarak board supplement fiyatlara ekleneceği zaman oda tiplerinin Single, Triple, 3 kişilik , 4 kişilik diye oda tiplerine ayırmak gerekiyor. Aksi takdirde standart sayının altındaki kişide fazla fiyat, standart sayının üstündeki  kişiler içinde eksik fiyatlandırma yapılmış olur. Yani kontratınızda pax supplement varsa, oda tipi ile fiyat üretmeyin. Eksik fiyatlandırma yapmış olursunuz. Pax supplement yerine her pax kombinasyonu için oda fiyatı tanımlayın. Ama kontenjan sayılarınızı ona göre dağıtın. Aşağıdaki tabloda olması gereken doğru fiyatlandırma yapılmıştır.

01.04.16 – 30.04.16 01.05.16 – 31.05.16 01.06.16 – 30.06.16 01.07.16 – 31.07.16 01.08.16 – 31.08.16
Double Standard BB pp 30,00 40,00 50,00 60,00 70,00
Double Standard HB pp 40,00 50,00 60,00 70,00 80,00
Single Standard HB  pp 55,00 70,00 85,00 90,00 115,00
Triple Standard HB pp 111,00 138,00 165,00 192,00 219,00

Board supplement olarak fiyat üretmek; Bu uygulamada board supplementları oda fiyatının üzerine ekleyerek değil temel oda tipi üzerine uygulanacak fiyatlar ayrı verilir.

01.04.16 – 30.04.16 01.05.16 – 31.05.16 01.06.16 – 30.06.16 01.07.16 – 31.07.16 01.08.16 – 31.08.16
Double Standard BB pp 30,00 40,00 50,00 60,00 70,00
Single supp.

Triple supp

%50

%70

%50

%70

%50

%70

%50

%70

%50

%70

HB supp. 10,00 10,00 10,00 10,00 10,00
FB supp. 20,00 20,00 20,00 20,00 20,00

Not: Böyle bir fiyatlama tablosu verilirken(imzalanırken) mutlaka supplement fiyatların hangi board’un üzerine ekleneceği belirtilmelidir. Bu örnekte FB (Full Board) fiyat hesaplanırken BB üzerine mi eklenecek yoksa HB üzerine mi eklenecek belli değildir. Ayrıca mutlaka pax supplementların board’larda uygulanıp uygulanmayacağı belirtilmelidir.

Yukarıdaki tablodan anlıyoruz ki otelin yarım pansiyon supplement’ı 10,00TL  ve tam pansiyon supplement’ı 20,00TL hesaplama yaparken kişi başı fiyatların üzerine ekleyerek yeni fiyatı bulmamız gerekiyor. Şimdi bu uygulama şeklinin hesaplamalarını analiz edelim;

X 1 kişi Double Standard HB = (30,00TL+10,00TL) x 7 gün x 1,5 kişi = 420,00 TL (YANLIŞ)

1 kişi Double Standard HB = [(30,00TL x 1,5 kişi) + (10 TL x 1 kişi)]  x 7 gün = 385,00 TL (DOĞRU)

X 3 kişi Double Standard HB = (30,00TL+10,00TL) x 7 gün x 2,7 kişi = 756,00 TL (YANLIŞ)

 3 kişi Double Standard HB = [(30,00TL x 2,7 kişi) + (10 TL x 3 kişi)]  x 7 gün = 777,00 TL (DOĞRU)

Sonuç : Board supplement kullanılacağı zaman yetişkin supplement’larının uygulanmayacağı mutlaka belirtilmelidir. Özellikle pax supplement yazmadım. Yetişkin supplement yazdım. Çünkü board’lar için çocuk indirimleri uygulanabilir. Aksi takdirde ücretsiz çocuk için board parası tahsil etmiş olursunuz. (Çocuklar yetişkin kadar yemek yiyemez. İstisnalar hariç :))

Ürün farklılaştırması olarak board supplement kullanmak çok etkili bir yöntemdir. Özellikle şehir oteliyseniz veya lokasyonunuzdan dolayı misafirleriniz otel dışına çıkabiliyorsa. Öğünlerini dışarıda yemek isteyebilir. Böylece sizde onlara yemedikleri yemeğin parası tahsil etmiş olmazsınız.

Aklınıza takılan sorular veya tartışmak istediğiniz konu olursa aşağıdaki yorum kısmından yazabilirsiniz.

Reklamlar
Profesyonellere Turizm içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Booking.com’un Gerçek Gerçeği!

bookinglogoBooking.com son zamanlarda en çok giydirilen online platformalardan bir tanesi oldu. Sürekli turizm haber sitelerinde kötülenmektedir. Peki işin aslı nedir? Neden sürekli tukaka yapılmaktadır? Bu yazımda bunları anlatmaya çalışacağım.

 

Öncelikle Booking.com tarihçesine bir bakalım;

Booking.com 1996 yılında Geert-Jan Bruinsma isminde bir bilgisayar mühendisi tarafından Amsterdam’da kurulmuştur. O zamanlar Booking.nl sadece 3 tane çalışanı ile nohut oda bakla sofa daireden oluşuyordu. 2003 yılına kadar Geert, Booking.com’u geliştirmek için uğraşmış ve şirketini uluslararası düzeye çıkarmaya uğraşmıştır. İlk Hollanda dışında açıldığı ülke, tabiki turizm’in beşiği diyebileceğimiz Almanya olmuştur ve orada kendine bir network oluşturmaya çalışmıştır. Tabi o zamanlar Almanya’da böyle bir oluşum yapabilmeniz için .DE uzantılı bir web sayfanızın olması gerekiyordu. Geert, o zaman booking.de domaini (ve .com) alarak Almanya’da da çalışmaya başladı ve böylece yavaş yavaş Avrupa’ya yayılmaya başlamıştı. Bu yayılma kurumsal olarak yapıldı. Zira hali hazırda bütün dünya destinasyonlarına rezervasyon yapılabilmekteydi. Fakat buradaki en büyük engel o zamanlar, insanların internet üzerinden tatil (hatta alışveriş) yapma alışkanlıkları için henüz çok erken olmasıydı. 2003 yılında Booking.com, arkasında Microsoft olan Expedia.com’un dikkatini çekmiş ve satın alınmak istenmişti. Fakat fiyat konusunda anlaşamayınca vazgeçildi ve bu, tarihe önemli bir talihsizlik olarak geçti. Daha sonra 2006 yılında Amerikan Priceline grubu 133 Milyon USD karşılığında şirketi satın aldı. Fakat Geert hiçbir zaman Booking.com’dan kopmadı. Akıl hocalığına her zaman devam etti. Bu tabi şu işe yaradı; 2002 yılında 19 Milyon zarar eden Priceline, 2011 yılında 1,1 Milyar USD gelir elde etti. Bu nedenle Priceline.com’un Booking.com’u satın almasına internet tarihinin en başarılı satın alımı olarak görülür. 2015 için hedeflenen ise 3 Milyar EUR’dur.

2011 yılında ki bu başarının en önemli nedeni; Google Adwords’e 40,4 Milyon USD reklam ödemesi yaparak Seyahat ve Turizm Endüstrisinde online pazarlamaya en çok harcama yapan şirket olmasıdır. Çünkü Booking.com Win-Win yani “herkesin kazandığı” prensibin önemini keşfetmiştir. Hem Google kazansın hem ben kazanayım hem hoteller kazansın hem de müşteriler kazansın. 2011 Eylül ayında Microsoft’un eski yöneticisi Darren Houston ile el sıkışmış ve şirketin CEO görevine getirmiştir. Bundan sonra ise teknolojik olarak kendini müthiş bir şekilde geliştirmiştir.

2011 yılında ki bu sıçramadan sonra ise Booking.com sürekli yatırımlarla genişlemiştir. Ayrıca dünya’da internet’in cep telefonlarının ve mobil cihazların kullanımının artması ile müşteri potansiyeli daha da artmıştır. Türkiye’de ise başlarda uzaktan kumanda yönetimi ile çalışılırken ülkemizin potansiyelini farkederek önce 2009’da İstanbul’da sonra 2012’de Antalya’da ve en son 2015 Nisan’ında İzmir’de 3ncü ofisini açmıştır. 4. ofis için Ankara düşünülmektedir. Türkiye’de 50 civarında personeli bulunmakta ve bu sayı her geçen gün artmaktadır.

Booking.com’un bu başarısının altında bir çok sebep vardır ama bence en önemlileri şunlardır;

  • Kazan-Kazan (Win-Win) prensibi; Siz kazanırsanız o da kazanır. Bu yüzden sizin kazanmanız için elinden geleni yapar. Sizin için reklam çalışması yapar, sizi eğitir,  yol yöntem gösterir. Sizden önceden para almaz. Parayı size kazandırır, sizde kazandığınızdan hakkını verirsiniz.
  • Kullanıcı Dostu (User Friendly); İnterneti çok bilmeseniz bile size rezervasyon yapma imkanı sağlar. Kafanızı dağıtmadan sizi yönlendirir. Ayrıca hoteller için yönetim panelide oldukça kolaydır. Bugün cep telefonundan bile 2-3 adımda kredi kartı bilgisi girmeden rezervasyon yapabilmektesiniz. Varolan satışların %40’ını mobil platformlardan almaktadır.
  • Veriye dayalı (Data Driven) çalışır; Gelecek tahminlerini, planlamalarını ve değişikliklerini, trendleri ön görerek yapmaz. Her aşamada veri toplar, anket yapar ve ona göre hareket eder. Bu nedenle gereksiz hatalarla enerji, zaman ve para harcamaz. Sürekli yeni işlevleri test eder backup yapar. Müşteri davranışlarını takip eder. Bu habere bakabilirsiniz.

Soru    : Peki Booking.com neden “bazı” hoteller veya tur operatörleri tarafından sevilmiyor? Neden sürekli Turizm Haberleri yapan web sayfaları tarafından ağız birliği edilmişcesine giydiriliyor?

Cevap :Aslında cevabı hepimiz biliyoruz 🙂 Tabiki Tur Operatörlerinin müşterileri artık satış ofislerine gitmiyorlar ve daha kolay olan yöntemi tercih ediyorlar. Tur operatörleri kataloglarını basarlar. Satış ofislerine dağıtırlar ve siz gittiğinizde kataloglardaki otellerden seçmek zorunda kalırsınız. Fiyatınıza otel+uçak+transfer+rehberlik hizmeti dahildir. Hotelde ne çıkarsa bahtıma dersiniz. Çünkü satış ofisindeki elemanın Antalya’da ki X bir hoteli bilmesi mümkün değildir. Turizm Haberleri yapan web sitelerinin finansmanı da tur operatörleri ve oteller tarafından yapılmaktadır. Bu gayet normaldir. Sektör haberleri yapıyorsanız o sektörden destek almanız gerekir. Fakat kaderin cilvesine bakın ki o haber sayfasının sağında solunda Google Adwords ile Booking.com’un Adwords ilanlarını görürsünüz 🙂 İnternet artık oldukça yaygınlaştı ve tatilciler için bir komünite haline geldi. Bilgilerini ve tecrübelerini paylaşıyorlar. Foursquare’de insanlar işletmelerin WiFi şifrelerini bile paylaşıyorlar. Booking.com sizin tatil eğilimlerinizi takip eder ve size nokta atışı olarak bütçenize ve gittiğiniz yere göre önerilerde bulunur. Hotel ise artık ne çıkarsa bahtınıza değildir. Orada konaklayan insanların yorumlarını ve değerlendirmelerini okursunuz. Ayrıca insanlar şunu farketti ki Hotel’i bir Bedbank’ten alırsam, Uçağı çok pahalanmadan önceden tarifeli bir sefer olarak alırsam, transferi lokal bir firmadan alırsam tatilim daha ucuza mal oluyor. Ayrıca rehber baskısından ve onun tur satma tacizinden kurtuluyorum. Bir problemim olursa da hemen hepsinin 7/24 destek hattı var. (Sadece müşteriler için değil oteller içinde) Eh aklı başında birisi bunun karşılaştırmasını yapabilir. 15 milyon kayıtlı kullanıcı az bir rakam değil. Bazı hoteller ise ödedikleri komisyon oranını yüksek buluyorlar ama Katalog katkı payı, Reklam payı, kickback, contribution adı altından tur operatörlerine ortada satış bile yokken önceden para ödeyebiliyorlar. Böylece incoming (handling) acentalarına istediklerini yaptırabiliyorlar. Parasını verdim satış yok diye kapısını aşındırabiliyorlar. Halbuki Tur Operatörleri %30’un altında karsız satış yapmazlar. (Bakın Tur Operatörleri diyorum. DMC demiyorum. DMC’lerin kar marjları kuş kadar kaldı.) Öbür taraftan %15 ödedikleri komisyon onlara batıyor. Üstelik parasını girişte misafirden almış kasasına koymuştur. İade Yapılmaz rezervasyonlarda ise rezervasyon yapılır yapılmaz parasını almıştır. Oysa Tur Operatörleri misafir çıkışından 14-21 gün sonra ödemesini yapar. Kaldı ki ödemeyi ertelemezse veya batmadıysa… Bu arada Tur Operatörünüz batarsa o ülkede mahsur kalabilirsiniz. TURSAB booking.com’a her fırsatta giydirir ama bugüne kadar batan bir tur operatörünün ne müşterisine sahip çıkmıştır. Nede alacağı olan otele sahip çıkmıştır. Varsa lütfen yorum kısmına yazınız.

Booking.com hakkında ki iddialara gelin beraber bakalım. Ne kadar doğru olduğuna kararı siz verin.

  1. Vergi kaçırıyorlar! Booking.com merkezi Amsterdam’da bulunan bir şirkettir. Türkiye ile Hollanda Krallığı arasında centilmenlik antlaşması vardır. Hollanda Krallığı şirketleri Türkiye’de ki yatırımlarında vergiden muaf oldukları gibi, Hollanda’da yatırım yapan Türk şirketleri de orada vergiden muaftır. Fakat buna rağmen Booking.com’un Türkiye’deki ofislerinde çalışanlar Türk İş Kanunlarına bağlıdır ve gelir vergisi ödemektedirler. İlgili mevzuatlar şu şekildedir;
  2. Komisyon oranları çok yüksek! Standard minimum komisyon oranı %15’tir. Bu oranı arttırınca sitedeki sıralamanız artmaz. Bunu kendinizde Genel Bilgiler -> Sitedeki Sıralama seçeneğinden test edebilirsiniz. Sitedeki sıralamanız, satışlarınızın yoğunluğuna, müsaitliğinize, hangi tarihe kadar fiyat/müsaitlik girdiğinize bağlıdır. Zaten komisyon oranınızı arttırmak isteyince size genelde komisyonunuzu arttırmak yerine fiyatlarınıza yansıtın diye tavsiyede bulunurlar. Komisyon oranının zaten fiyata eklenmesi gerekiyor. Cebinize giren para değişmiyor.

    Örneğin; Kazanmak istediğiniz net 100,EUR’luk fiyatınız var ve %8KDV tahakkuk ediyor. Sisteme veya kanal yöneticinize gireceğiniz fiyatın hesaplaması şu şekilde yapılır;

    100EU / 0,92 = 108,70EU (%8 KDV ekledik) | 108,70EUR / 0,85 = 127,88EU (%15 Komisyon ekledik.) Böylece müşteriden 127,88EU tahsil edersiniz. Önce %15 komisyon ödersiniz. Sonra kalan tutardan %8 KDV ödersiniz. Elinizde 100EUR kalır. Bu hesaplamayı yapamayan genel müdür ve satış pazarlama müdürleri varki ödediğimiz KDV için bile komisyon ödüyoruz demişler.

  3. Parite baskısı yapıyorlar! Booking.com global bir firma olmasından ve NASDAQ’da kayıtlı bir borsa şirketi (PCLN) olduğundan dolayı Bloomberg kurlarını kullanır. Bu kadar büyük uluslararası bir şirketin TC Merkez Bankası kurlarını kullanmasını beklemek komik olur. Bu otelciler ve müşteriler için bazen avantaj bazende dezavantaj oluşturmaktadır. Ama bir otelseniz parite nedeniyle size çok fazla baskı yapamazlar. Ayrıca paritede siz avantajlı olunca iyi dezavantajlı olunca kötü demek iki yüzlülüktür. Bu dalgalı kurlar nedeniyle engelleyemeyeceğiniz bir sonuçtur.
  4. Sistemden çıkarırız diye tehdit ediyorlar! Booking.com’un en önemli pazarlama argümanı sisteminde 850,000 tesis bulunması ve 1 günde 700,000 geceleme satmasıdır. Bu nedenle her bir tesis onlar için çok önemlidir. Her itiraz eden tesisi, sistemden çıkarsalar yada çıkarırız diye tehdit etseler bu rakamlara ulaşamazlardı. Ayrıca böyle bir tehditte bulunan personelinin gözünün yaşına bakmazlar. Üyelikten çıkmak istiyorsanız. Sadece neden çıkmak istediğinizi sorarlar ki bu da keyfi bir soru değildir. Sistemden satışa kapatılabilmeniz için sistemin sorduğu ve doldurmak zorunda oldukları bir sorudur. Hatırlarsanız yazımın başında veriye dayalı (data-driven) prensibi ile çalıştıklarını ve herşeyi verileştirip ona göre ileride karar aldıklarını ve düzenlemeler yaptıklarını yazmıştım. Sistemden çıkanların neden çıktıklarını analiz ediyorlar. Yarın öbür gün tekrar dönmek istediğinizde de noldu da geri döndün demezler.
  5. En iyi fiyat baskısı yapıyorlar! Bu aslında en çok konuşulan argümanlardan birisidir. En iyi fiyat baskısı herkesin altında bir fiyatı değil. Online kanallarda (Tur Operatörleri hariç) yani sadece online çalışan ve fiyat karşılaştırma (Tripadvisor, Trivago vs) Meta-Search sitelerinde fiyat çıkan OTA’lar (Online Travel Agency) içinde fiyat eşitliğini savunur. Sizden TUI’nin veya Thomas Cook gibi TO’ların fiyatlarını istemezler. Yani bir karşılaştırma sitesinde en iyi fiyat 100,€ ise bende de 100,€ olsun. Eşitliği bozma ve müşterilerinin gözünde güvenirliliğini sarsma derler. (Daha önce yazmıştım müşteri davranışlarını inceliyorlar) Düşünün bir otele gitmek istiyorsunuz. Her yerde farklı bir fiyatı var. Şüphe duymaz mısınız? Bu eşitliği sağlamazsanız sizi sistemden çıkarmazlar veya tehdit etmezler. Zaten bu şekilde satış alamazsınız derler. Sizin için de ekstradan uğraşmazlar. Sistemde öyle atıl bir şekilde kalırsınız. Ayrıca en düşük fiyat baskısını yapan Booking.com değil Tur Operatörleridir. Fiyat kırmanız için her fırsatı kullananlar yine Tur Operatörleridir. İsterseniz şu habere bir göz atın;

Bu kadar uzun bir yazıyı okuduğunuz için teşekkürler. Sonuç olarak burada kimsenin yadsıyamayacağı bir başarı var. Birçok otel Booking.com ile çalışmaktan gayet memnun. Haber sitelerindeki Booking.com aleyhindeki haberlerine bakıyorum. En ateşli savunucular yine hoteller. Kimse onlara savunmaları için para vermiyor. Bugün artık internet ile arası iyi olmayan oteller bile danışmanlık firmalarından yararlanıyorlar. Yani satış danışmanlığı yapan Booking.com’un da danışmanı var 🙂

Burada asıl sorulması gereken soru şu; Neden bizim böyle bir internet sayfamız yok? Bugün bir çok Tur Operatörü hatta DMC ciddi teknolojik yatırımlar yaparken biz bambaşka işlerin peşindeyiz.

Meyve veren ağacı taşlamak yerine kendi ağacımızı yetiştirmenin zamanı geldi de geçiyor bile…

* Edit 1 : Noktalama işaretleri konuldu. Devrik cümleler düzeltildi. Eksikler giderildi. Açıklamalar eklendi. TDH‘ye selam olsun 🙂

* Edit 2 : 5. maddeye turizmdebusabah.com’un haberi eklendi.

Amatörlere Turizm (Turist), Profesyonellere Turizm içinde yayınlandı | 13 Yorum

Bedbank’te faiz oranları çok yüksek!

Bedbank, yani bizim yatak bankası diye sığca çevirdiğimiz ama arkasında bir okyanus olan terim. Bedbank otel toptancısıdır. Gerçek bir toptancı mantığı ile çalışır. Bedbank bir acenta çalışma modelidir. Bu çalışma mantığını siz seçersiniz ve bölgenizdeki maksimum otel ile anlaşıp bu otelleri xml bağlantılar ile son kullanıcıya satacak (perakendeci) acentalara verirsiniz. Buradan şu sonucu çıkarabiliriz; “Her Bedbank B2B çalışır.” Basit bir işleyiş sistemi yaratılır. Konsantrasyonu bozacak faaliyet alanlarından vazgeçilir. Operasyon, tur, guest relation gibi. Sağlam bir online sistem kurulur. Az personel ile düşük kar marjlı yüksek volümlü satışlar hedeflenir.

Bölgenizdeki hemen hemen bütün otelleri kontratlayabilirsiniz. Düşük kar marjları ile %0,5 – %2 arasında çalıştığınız operatörün kapasitesine göre çalışırsınız. Konsantrasyonu kontratlama, aksiyon-kontenjan takibi üzerine kurarsınız. Mutlaka ama mutlaka iyi bir yazılım kullanmanız gereklidir. Dünya’da artık daha çok Asya kıtası, Uzakdoğu taraflarında revaçtadır. Çünkü bu bölgelerde otel sayısı fazla, Tur operatörünün ofis açması riskli ve maliyetlidir. Basıp gidip kontratlama yapamazsınız ama o bölgeye talep fazladır. Olmazsa olmazdır. Mutfak eşyaları satan bir dükkanda porselen tabak olmaması gibidir.

Türkiye’de bir zamanlar bedbank faaliyetleri olmuştur. Fakat türk acentalarının aç gözlülüğü ile ufak bir acenta bile 600 kontrat imzalayıp. Bu çalışma modelini anlamsızlaştırmıştır. Bedbank çalışma modeli global B2C acentaların (booking.com, expedia.com vb) varlığı ile yok olmuştur. Çünkü bu acentalar B2C haricinde B2B faaliyetlerine de girip değil 600 hotele 3500-4000 hoteli acentalara pazarlayabilir hale gelmiştir. Üstelik harika bir yöntemle. Bir acenta iseniz klasik şekilde kontrat müdürü, product elemanları ve rezervasyon elemanlarına ihtiyacınız vardır. Oysa B2C acentalar artık kontrat girişi ve rezervasyon takibini kendi sistemleri üzerinden hotellere devretmiş ve bu maliyetleri değil kenara atmak, kendi avantajlarına çevirmişlerdir. Bu sayede portfölyelerine inanılmaz sayıda hoteli eklemişlerdir.

Şaka gibi! Söyleseler inanılmaz bir uygulama iken internetin hızla gelişimi otelleri de kendilerini geliştirmeye itmiştir. Satış pazarlama departmanlarına kadrolarında daha önceden olmayan  Online Satış Elemanı adı altında istihdam yaratmışlardır. Bu gelişmelerde yakın gelecekte seyahat acentalarının ortadan kalkacağını ve bu rekabet karşısında sadece büyük tur operatörlerinin kendi uçak şirketleri ile sağlayacağı avantajlar sayesinde ayakta kalacağını akla getirmektedir. Hoteller artık sadece pazarlamasını değil satışınıda kendileri yapacaklardır.

Konuya ilave etmek istediğiniz veya düzeltmek istediğiniz noktalar olursa lütfen yorum bırakınız!

Profesyonellere Turizm içinde yayınlandı | Yorum bırakın

DMC misiniz?

Nedense biz böyle kısaltmaları çok seviyoruz. Çünkü kısaltmaları herkes bilmez. Siz bu cümleyi kullandığınızda etrafınızda bir kelebek etkisi yaratırsınız. Otelcilerde en çok GOP (ci-o-pi) kısaltmasını sever. Bunlar havalı kelimelerdir ama içini doldurmazsanız balonunuz patlayıverir. DMC yazılır, Di-Em-Si okunur.

DMC (Destination Management Company)

Turizm mevzuatında 1618 nolu Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği kanunu seyahat acentasını şöyle tanımlar;

e) Seyahat acentası: Kâr amacı ile turistlere turizm ile ilgili bilgiler vermeye, paket turları ve turları oluşturmaya,
turizm amaçlı konaklama, ulaştırma, gezi, spor ve eğlence hizmetlerini görmeye yetkili olan, oluşturduğu ürünü kendi veya diğer seyahat acentaları vasıtası ile pazarlayabilen ticarî kuruluşu,
ifade eder.
Bu kategoride profesyonel olarak turizm ile uğraşanlara bu yazıyı yazdığımdan paket tur, tur operatörü ve seyahat acentaları tanımlamalarını yapmayacağım. Bu sektörde çalışıyorsanız seyahat acentası tanımının ne kadar yetersiz kaldığını görürsünüz.
Oysa birde DMC’ler vardır. Yabancı operatör ve acentaların ihtiyaçları neticesinde doğmuş DMC’ler bulundukları ülkede veya bölgede turizm tedarikçisi olarak profesyonel hizmetler verirler. Türkçeye motomot çevirirseniz Bölge Yönetim Şirketi’dir. Son kullanıcıya değil operatörlere/acentalara hizmet ederler. Büyük tur operatörleri için farklı ülkelerde ofis açmak, beraberinde bir çok masrafı getireceği için, o ülkede/bölgede bu işi yapan taşeronlarla çalışmak daha mantıklıdır. Taşeron tabiri, her ne kadar profesyonel hizmete uygun bir kelime olmasada temelde bu mantıkta çalışır. Çünkü DMC’ler klasik seyahat acentası tanımının tersine paket tur oluşturup satmazlar. Operatörlere product, operasyon, guest relation vb gibi hizmetleri sunarlar. İlk başlarda bu ilişkiler TO-DMC gibi centilmen bir şekilde yürürken, zamanla yüksek rekabet ortamı bu centilmenliği bitirip iş modelini TO-DMC1-DMC2-DMC3 gibi herkese mavi boncuk dağıtmaya, tavşana kaç tazıya tut demeye dönmüştür. Yani kendi elleri ile yarattıkları sistemi kendi elleri ile dejenere etmektedirler.
Bu ilişkileri çok iyi dengeleyen operatörler olduğu gibi, 2 gün sonra ne yapacağı belli olmayan 4 gün sonrada batan operatörler olmuştur.
Türkiye’de en bilinen DMC’yi örnek verecek olursak;
TANTUR : Tantur 1977’de kurulmuştur. Daha sonra TUI tarafından satın alınıp TUI’nin DMC’si haline gelmiştir. TUI ve grubun alt operatörlerinin kontratlarını, operasyonlarını yönetmektedir. Kısa bir tarihçesine bakalım;
1977  13 Ekim 1977’de Tantur Turizm Sehayat Ltd. İstanbul’da %100 Türk sermayesi ile kuruldu.
1998  TUI AG, Tantur’un %50 hissesini aldı
2000   TUI AG Tantur’un %100 hissedarı oldu
2007   TUI AG ile First Choice Holidays birleşti ve tüm ülkelerde benzer iş yapan firmalarının birleştirilmesine karar verildi
2009   TUI AG’ye ait Tantur ile First Choice Holidays’e ait Hotelbeds Türkiye birleşti ve şirketin hisseleri TUI Travel Plc’ye devredildi.
Bir DMC birden fazla operatörün işlerini yapabilir. DMC’ler ayrıca kendi web sayfaları üzerinden son kullanıcılara konaklama satarlarsa Bedbank olurlar. Hem Tur Operatörü hem DMC hemde Bedbank olan bildiğim tek firma 25 yıllık ODEON TOUR’dur. Tabi Rus pazarı ağırlıklı çalıştıkları için Tur Operatörleri’nin isimleri farklıdır. Coral, Wezyr gibi. Ayrıca Tantur’un aksine bir çok ülkede Odeon adı altında DMC ofisleride vardır.
Peki DMC’ler neler yapar;
– Satış değil Operasyonel çalışırlar.
– Bölgesindeki oteller ile kontratlar yapar
– Transfer ve Tur faaliyetlerinde bulunur.
– Bölgedeki operatör müşterilerine rehberlik hizmetleri sunar
– Bölgesindeki misafir şikayetlerini operatör adına takip eder.
– Bölgesinde sunduğu ürünlerin (hotel) fact sheet ve görsel tedariğini sağlar.
Profesyonellere Turizm içinde yayınlandı | , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

XML’iniz yoksa işiniz zor! Peki nedir XML?

Artık turizm sektöründe her yerde “Şuraya XML verdik”, “Buraya XML bağladık”, “Bu yaz  XML çalışıyoruz” diye bir incoming fenomeni olan XML (ekzamel) kelimesini duyarsınız. Peki nedir bu XML? Yenirmi içilir mi? Elle tutulur gözle görülür mü? XML ile neyi neye bağlıyoruz? Bağlantı contası mıdır? (Bi’ nevi)

Öncelikle biraz teknik başlayıp sonrasında daha anlaşılabilir anlatmaya çalışacağım. Genelde basit örneklerle anlatmak teknik olayları anlamada daha yardımcı oluyor. Sonuçta sektörün en büyük problemi, karar vericilerin bu işlere uzak olmasıdır. Anlaşılır olsun ki yarın öbür karar verici, bizim evede XML bağlayın derse bu yazıyı okutursunuz.

xml

XML (Extensible Markup Language)

Genişletilebilir İşaretleme Dili

 


XML’in gelişmesi 1996 da başladı ve World Wide Web Consortium tarafından 1998 de tavsiye edildi. Bu tarihlere bakarak XML in daha gelişememiş bir dil olduğu düşünülebilir, ancak XML den önce SGML (Structured Generalized Markup Language) vardı. 1980’lerden önce geliştirildi ve 1986’da ISO standartlarına girdi. HTML’in geliştirilmesi de 1990’da başladı. XML in yapımcıları SGML in en güçlü bölümlerini aldı ve HTML in deneyimleriyle birleştirerek SGML kadar güçlü bir işaretleme dili olan XML’i yarattılar. XML hem insanlar hem bilgi işlem sistemleri tarafından kolayca okunabilecek dökümanlar oluşturmaya yarayan, W3C tarafından tanımlanmış bir standarttır. Bu özelliği ile veri saklamanın yanında farklı sistemler arasında veri alışverişi yapmaya yarayan bir bağlantı contası görevi de görür. XML’in tasarımcısı, HTML’i de tasarlamış olan Tim Berners Lee’dir. Dilin düzenlenmesi de W3C‘nin sorumluluğundadır. Tim Berners Lee aynı zamanda hepimizin kullandığı internet’in temeli WWW protokolünü icat eden ve telif haklarını almayıp bunu insanlığa hediye eden büyük insandır. Günümüzde birçok yazılım, diğer yazılımlarla veri alışverişini XML formatı üzerinden yapmaktadır. Ayrıca XML’i esas format olarak kullanan uygulamalara rastlamak mümkündür. Rastgele veri erişimine uygun olmadığından veri tabanı amaçlı kullanılmamaktadır.

Bu kadar teknik bilgi yeterli sanırım. Sonuçta biz turizmciyiz. Biz buradan aslında XML’in .xml uzantılı bir dosya olduğunu ve bu dosya içinde ürün bilgisi, ürün fiyatı veya sizin tanımlayacağınız ürün bilgileri içerdiğini ve bu bilgileri, bunları okuyan başka bir bilgisayara/server’a gönderdiğini anlıyoruz. Bu dosyanı bir veri tabanı gibi kullanılmayacağını ve sadece bu dosyada belirli bir arama yapamadığımızı anlıyoruz. 2 server arasında bilgileri taşıdığını anlıyoruz. Demekki elimizdeki otelin bilgilerini ve fiyatlarını, aksiyonlarını, kontenjanlarını, stop-sale bilgilerini XML dosyası ile karşı server’a operatörümüzün server’ına gönderiyoruz. Bunu 2 şekilde yapabiliriz.

  1. Aktif ve sağlık sistemler real-time (gerçek zamanlı) çalışırlar. Kendi sisteminize girdiğiniz aksiyon, stop-sale, kontenjan arttırımı bilgileri karşı tarafa anında gider. Bu aslında sizin operatörünüzün sistemine bağlıdır. Onlar bu bilgileri hemen alabiliyorsa bir anlamı vardır. Genelde kendi yazılımına sahip DMC’ler tarafından kullanılır. Hotelbeds gibi… Buradaki avantajınız efektif olarak müşterilerinize en güncel bilgiyi anında iletirsiniz. Hem acenta için hemde otel için çok yararlıdır.
  2. Pasif ve eski sistemler package (paket) çalışırlar. Sizin girdiğiniz bilgiler günün belirli bir saatinde derlenip toparlanıp file.xml gibi bir xml dosyası olarak operatörünüzün sistemine(server) yüklenmesi için gönderilir. Özellikle stoplarda sıkıntı yaşanır. Hotel satış durdurma bilgisini sabah gönderir ama operatöre akşam gider. Gün içerisinde satılan rezervasyonlar hem acentaya, hem operatöre hemde müşteriye sıkıntı yaratır. Bu nedenle acentalar genelde stop-sale’den sonra 12 saat satışlar geçerlidir diye kontratlarına ibare koyarlar. Burada avantajınız yok dezavantajınız vardır. Hem siz (acenta) hem operatör, hem otel hemde müşteri zor durumda kalır. En görünmeyen kısmı ise zaten az personel ile çalışan acentalarda operasyon departmanına, product departmanına, rezervasyon departmanına, muhasebe departmanına, misafir ilişkileri departmanına ekstra zaman ve emek kaybı yaratır. Yazıcından, telefonuna, aracına ekstra maliyet yaratır. Reklamasyon olarak gelir kaybı yaratır. Nerden nereye geldik 🙂

Peki her XML işe yarar mı?

Xml’inizin aşağıdaki özellikleri yoksa bildiğiniz standartlarda işinize devam edin;

– Xml’iniz gelen sorgulara 1sn altında cevap vermelidir.

– En doğru hesaplamayı yapabilmelidir. (Bu aslında kontrat sisteminizle alakalıdır.)

– En avantajlı hesaplamayı yapabilmelidir. Sistemde varolan aksiyonları en efektif şekilde kullanmalıdır.

Buradan özetle şunu diyebiliriz. En doğru ve en avantajlı hesaplamayı 1 sn altında verebilen sistemler başarılıdır. Çünkü iyi kötü bir internet kullanıcısınız ki bu blogu okuyorsunuz ve insanların bilgisayar başında ne kadar sabırsız olduğunu sizde biliyorsunuzdur. Sistemlerde böyledir. Aynı sorguyu xml ile birden fazla tedarikçiye gönderir ve en kısa sürede gelen en uygun fiyatı seçer ve rezervasyonu yapar. 3sn’den sonra gelen cevapları dikkate bile almaz. Çünkü alıcı beklemez!

Çoğu turizmci XML’i her ne kadar turizm ile bağdaştırsa da B2B çalışan bütün sanal marketlerde ve pazarlarda kullanılabilir. Bir çok sanal market XML bağlantısı ile ürün ve fiyat bilgilerini alıp kendi web sayfalarında satışa sunarlar. Online çalışan her toptancı ve perakendeci potansiyel XML kullanıcısı olabilir.

XML’in getirdiği esneklik ve hız, server ve personel maliyetlerini düşürmesi avantajı ile turizm camiasında çok çabuk yayıldı. Aslında bizim turizm camiasına kalsa hala co-mail (uçak kargoları) ile bu iş yürürdü de Allah’tan operatörler değişimleri takip ediyorda, talepte bulundukça bizde de kullanılmaya başlandı.

XML bizim ülkemizde daha yeni yeni oturuşmaya başlasada XML’in de dezavantajları vardır. Mesela XML’de  siz birçok bilgiyi XML dosyasına koyarsınız ama karşı taraf (Tur Operatörü) bunun sadece bir kısmını kullanabilir. Çünkü bu işin standartı yoktur. Operatörler bir çok yerden XML ile bilgi alırlar ve kendi standartlarını oluştururlar. Bunun için gelen bilgilerin çoğundan feragat ederler. Siz 4-4’lük bilgi gönderirsiniz onlar 4-2’sini alırlar. Yani bir kamyon dolusu domates gönderirsiniz ama onlarda sadece kamyonet vardır. Bu noktada kontratlama aşamasıda çok önemlidir. Kontrat ne kadar basit ve oda tipleri standart seçilirse kontratlarını o kadar sağlıklı çalışır. Bu nedenle bizde yeni kullanılmaya başlayan XML dünya’da yerini JSON gibi alternatif çözümlere bırakmaktadır. Siz bir kamyon dolusu domates gönderirsiniz. Karşı tarafta istenildiğinde büyüyen bir araba vardır. (MONGODB)

Fakat biz ülkemizde daha uzun bir süre XML’in ismini duyacağız. Yarın öbür gün başka sistemler kullanılsa dahi biz XML demeye devam edeceğiz. Çünkü ülkemizde XML bir iletişim dilinden çok bir çalışma şeklini belirtir olmuştur. XML’in yoksa işiniz zor! Az kazanırsınız, başınız ağrımaz, varsa; çok kazanırsınız başınızda çok ağrır.

Konuya ilave etmek istediğiniz veya düzeltmek istediğiniz noktalar olursa lütfen yorum bırakınız!

Profesyonellere Turizm içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

B2B ve B2C nedir?

İlk yazımı turizmde önemli 2 kavram olan B2B ve B2C’nin ne olduğunu anlatarak başlamak istiyorum. Turizm’de B2B ve B2C hem seyahat acentaları açısından hemde oteller açısından değerlendirilebilir. Ben otel açısından değil daha girift acenta açısından yazacağım. Yazımın en sonunda oteller içinde kısa bir özet bulabilirsiniz.

Her iki kavramda aslında e-ticaret (e-business) ile ortaya çıkmıştır. Elektronik Ticaret Koordinasyon Kurulu (ETKK) Hukuk Çalışma Grubu’nun 8 Mayıs 1998 tarihli raporunda elektronik ticaret; “bireyler ve kurumların, açık ağ ortamında internet ya da sınırlı sayıda kullanıcı tarafından ulaşılabilen kapalı ağ ortamlarında intranet yazı, ses ve görüntü şeklindeki sayısal bilgilerin işlenmesi, iletilmesi ve saklanması temeline dayanan ve bir değer yaratmayı amaçlayan ticari işlemlerin tümünü ifade etmektedir.” şeklinde tanımlanmıştır. B2B ve B2C’de elektronik ticaretteki satış ve pazarlama modelidir.

b2b

 

B2B (Business to business)

Toptancıdan perakendeciye bir çalışma şekli olarak düşünebilirsiniz. Varolan acentaların bir çoğunun çalışma şeklidir. Klasik seyahat acentası mantığıdır. Acenta fiyatları otelden alır ve alt acentalara verir. Kar marjı düşük tutulur ve sürümden kazanım amaçlanmaktadır. Fiyatı daha çok kullanıcıya ulaştırmak hedeflenir. Eğer satış ve pazarlama faaliyetleriniz yeterli değilse bu satış modelini benimseyebilirsiniz. Fiyatı alan alt acentada ister son kullanıcıya fiyatları çıkar istersede yine düşük kar marjı ile kendi alt acentalarına fiyat çıkar. Alt acentalar, hiçbir zaman düşük kar marjı ile satışa çıkamazlar aksi takdirde B2C çalışan acentaların satışlarını kesmişler olurlar. Yani haksız fiyat rekabeti oluşur. Şöyle düşünün tatile gitmek istediğiniz bir hotel için fiyat araştırması yapıyorsunuz. Nerede ucuzsa ordan alırsınız. Sonuçta satın aldığınız ürünün nereden alırsanız alın aynı ürün ve hizmet olduğunu bilirsiniz.

b2c

 

B2C (Business to consumer)

Toptancıdan son kullanıcıya gibi düşünebilirsiniz ama aslında perakendeciden son kullanıcıya çalışma şeklidir. Çağdaş turizmin çalışma şeklidir. Bugün bir çok acenta online olarak bu şekilde çalışır. Mantık olarak fiyatların daha uygun olması beklenirken aslında B2B ile aynı fiyatları kullanılır. Bunun nedeni seyahat acentalarının mâduriyetini engellemektir. Ortalam %20 ile %40 kar marjları kullanılır.

Yaptığınız işi eğer başka ticari şirketlere yapıyorsanız B2B çalışıyorsunuz demektir.

Yaptığınız işi eğer son kullanıcıya yani müşteriye yapıyorsanız B2C çalışıyorsunuz demektir.

 

Konuya ilave etmek istediğiniz veya düzeltmek istediğiniz noktalar olursa lütfen yorum bırakınız!

Profesyonellere Turizm içinde yayınlandı | , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Avrupa taharet ile tanıştı!

Dünyaca ünlü Belçika firması Avrupa’nın tuvaletine el attı. “Suyu seviyorum!” Belçika merkezli bir firma, otomatik taharet musluklu alafranga tuvalet geliştirdi. Geberit firması, tuvalet kağıdına ihtiyacı ortadan kaldıran klozetleri Belçika’da piyasaya sürmeyi planlıyor. Lavabo, tuvalet ve fayans sektörünün önde gelen firmaların başında gelen “Geberit”, Belçika genelinde “Suyu seviyorum” sloganıyla başattığı reklam kampanyası ile Avrupalılar için yeni bir tuvalet anlayışı getiriyor. Avrupa içina adeta devrim denilebilecek sistemde otomatik taharet musluğu bulunuyor. Belçika’nın en büyük inşaat ve ev dekorasyon fuarı Batibouw’da yeni ürünü tanıtan Geberit Satış Menajeri Jose Wyns, taharet musluğunu nasıl keşfettiklerini anlattı. Taharet musluklu tuvaleti geliştiren şahsın babasının özürlü biri olduğunu ve asıl çıkış noktasının burası olduğunu aktaran Jose Wyns, sonrasında bu ürünün sadece özürlülere değil bütün insanlığa sunmayı düşündüklerini belirtti. Wyns, insanların kağıt yerine suyla temizlenmesinin çok daha hijyenik olduğunu ifade etti. Müslümanların taharet musluğunu çok eski zamanlardan bu yana kullandıklarını, İsviçre’de de bu sistemin 35 yıldır kullanıldığını anlatan Wyns, şöyle devam etti: “Belçikalılar kağıt kullanarak büyüdüler. Hatta gazete kağıtları kullandılar. Belçika’daki ilk devrimi gazete kağıdından daha yumuşak bir kağıda geçerek yaşadık. Bu adım ise daha büyük bir adım. Şimdi insanlar daha fazla konfor ve hijyen istiyor.” “TUVALET KAĞIDI KULLANDIKTAN SONRA KENDİLERİNİ TEMİZ HİSSETMİYORLAR” Belçikalıların temizliğin önemini geç fark ettiklerini belirten Jose Wyns, “Bu yüzden yeni otomatik taharet musluklu tuvaletlerimizin reklamını bu denli dikkat çekici hale getirdik.” dedi. Ürünü Belçika piyasasına sunmadan önce bir kamuoyu araştırması yaptıklarını ifade eden Wyns, şunları söyledi: “Vatandaşlara, tuvalette tuvalet kağıdı kullandıktan sonra kendilerini temiz hissedip hissetmediklerini sorduk. Yüzde 63’ü bu soruya ‘hayır’ cevabı verdi. Ayrıca, her üç kişiden birinin tuvaletten sonra ıslak peçeteler kullandığını öğrendik. Islak peçeteler aslında tuvalet kağıdı ve suyla temizliğin arasında bulunan bir çözüm. Ayrıca her iki Belçikalıdan biri de tuvalet sonrasında iç çamaşırlarında kalan izlerden çok rahatsız olduklarını belirtti. Artık vatandaş eskisine göre kendisiyle daha çok ilgileniyor. Kendi temizliğine daha fazla önem veriyor. O yüzden bu tuvaletlerin kullanılması gerekir diye düşünüyorum.” Jose Wyns şu an için yeni ürünü sadece Avrupa ülkelerinde pazarlamayı düşündüklerini belirtirken, Almanya’da 2 yıl önce satışına başlandığını ve talepten mutlu olduklarını da ifade etti. Geberit firması şu an otomatik taharet musluğu bulunduran 3 farklı tuvalet modeli üretmiş. Hepsinde farklı opsiyonlar bulunuyor. Evine bu tarz bir tuvalet almayı düşünenlerin ise en az 700 euroyu gözden çıkarması gerekiyor.

Uncategorized içinde yayınlandı | , ile etiketlendi | Yorum bırakın